31.03.2026 13:29:34

Tekstil ve Deri Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği – Tebliğ No: 2026/18

Giriş:

31 Aralık 2025 tarihli (4. mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/18 sayılı Tebliğ ile, tekstil, hazır giyim, ayakkabı ve deri ürünlerinin ithalatına ilişkin denetim sistemi 2026 yılı için yeniden yapılandırılmıştır. Bu düzenleme, ithalat sürecini klasik belge kontrolünden çıkararak, doğrudan kimyasal güvenlik, ürün uygunluğu ve teknik doğrulama temelli bir yapıya dönüştürmektedir.

Yeni sistem tamamen TAREKS üzerinden yürütülen ve risk analizi esasına dayanan bir kontrol mekanizmasıdır. Bu yapı içerisinde ürünün yalnızca ticari tanımı değil, insan sağlığına etkisi, kimyasal içeriği ve kullanım şekli de değerlendirme kapsamına alınmaktadır. Bu nedenle ithalat süreci, operasyonel bir akıştan ziyade teknik ve mevzuatsal uyumun önceden sağlanmasını gerektiren bir sistem haline gelmiştir. Bu yaklaşımın temelini oluşturan gümrükte gerçek uyum işlemin tüm yönleri ele alınmadan risk bitmez perspektifi, tekstil ve deri ürünleri ithalatında doğrudan karşılık bulmaktadır.

Düzenlemenin Kapsamı

Tebliğ, serbest dolaşıma giriş rejimi kapsamında ithal edilecek ve Ek-1’de GTİP bazında listelenen tekstil, hazır giyim, ayakkabı ve deri ürünlerini kapsamaktadır.

Düzenlemenin temel dayanakları arasında KKDİK Yönetmeliği (REACH muadili kimyasal mevzuat), Genel Ürün Güvenliği Mevzuatı ve belirli tüketici ürünlerine ilişkin uygunluk denetim tebliğleri yer almaktadır. Bu durum, tekstil ve deri ürünlerinin yalnızca ticari değil, doğrudan insan sağlığı ile ilişkili ürünler olarak değerlendirildiğini göstermektedir.

Bu kapsamda ithalat süreci, yalnızca gümrük mevzuatı açısından değil, kimyasal güvenlik ve ürün güvenliği mevzuatı açısından da denetime tabi tutulmaktadır.

Sistem Nasıl İşler?

Tebliğ kapsamında tüm ithalat denetimleri TAREKS üzerinden ve risk analizi temelinde yürütülmektedir. Sistem; firma geçmişi, ürün türü, marka/model, fiyat-miktar ilişkisi, menşe ve sevk ülkesi gibi çok sayıda kriteri dikkate alarak başvuruları değerlendirmektedir.

İthalatçının TAREKS sistemine kayıtlı olması ve en az bir yetkilendirilmiş kullanıcı tanımlaması zorunludur. Başvuru süreci elektronik ortamda yürütülmekte ve sisteme girilen bilgilerin doğruluğundan hem ithalatçı hem de kullanıcı sorumlu tutulmaktadır.

Denetimler, gümrük beyannamesi tescilinden önce tamamlanmakta olup, bu durum ithalat sürecinin zamanlamasını doğrudan etkilemektedir. Risk analizine bağlı olarak başvuru doğrudan sonuçlandırılabileceği gibi fiziki muayene ve ilave belge incelemesine de yönlendirilebilmektedir.

Bu sistemin temel mantığı, yalnızca belge varlığı değil, belgelerin teknik olarak doğru ve ürünle birebir uyumlu olmasıdır. Bu yaklaşımın operasyonel karşılığı TAREKS gümrükte yeni yıldız kapsam dışı beyandan teknik denetime içeriğinde detaylı şekilde ele alınmaktadır.

Pratik Etkiler (Maliyet ve Operasyon)

Yeni Tebliğ ile birlikte ithalat sürecinde en kritik unsur, kimyasal uygunluk testleri ve teknik belge yönetimi haline gelmiştir. Özellikle azo boyar maddeler, ftalatlar, ağır metaller, PAH bileşikleri ve Krom VI gibi kimyasal parametreler, ürünün ithalatının mümkün olup olmadığını doğrudan belirlemektedir.

Ayakkabı ve deri ürünlerinde nikel salınımı, ftalatlar ve Krom VI gibi maddeler açısından testler ön plana çıkarken; tekstil ürünlerinde azo boyar maddeler ve APEO gibi kimyasallar kritik kontrol alanları arasında yer almaktadır. Çocuk ürünlerinde ise ilave olarak ip/kordon güvenliği ve yanıcılık kriterleri değerlendirilmektedir.

Operasyonel olarak en kritik hususlardan biri, fiziki muayene durumunda 20 iş günü içerisinde gerekli belgelerin TAREKS sistemine yüklenmesi zorunluluğudur. Bu sürenin aşılması durumunda başvuru doğrudan olumsuz sonuçlandırılmaktadır.

Bu çerçevede ithalat süreci artık yalnızca lojistik ve gümrük işlemlerinden ibaret olmayıp, üretici ile teknik veri paylaşımı, laboratuvar test planlaması ve belge yönetimini içeren entegre bir yapıya dönüşmüştür. Bu yapının doğru yönetilmesi açısından ithalat danışmanlığı desteği kritik önem taşımaktadır.

Risk Alanları

Bu Tebliğ kapsamında en kritik risk alanı, kimyasal testlerin yetersiz veya eksik olmasıdır. Ürünün teknik olarak uygun olsa dahi, test raporlarının ilgili kimyasal parametreleri kapsamaması durumunda başvuru olumsuz sonuçlanabilmektedir.

İkinci önemli risk alanı, belge uyumsuzluğudur. Fatura, taşıma belgeleri ve TAREKS başvurusunda yer alan bilgiler arasında tutarsızlık bulunması, sistem tarafından yüksek risk olarak değerlendirilmekte ve fiziki muayene ihtimalini artırmaktadır.

Üçüncü risk alanı, GTİP sınıflandırma hatalarıdır. Ürünün yanlış GTİP altında beyan edilmesi, yanlış denetim kapsamına girmesine ve sürecin baştan hatalı kurgulanmasına neden olmaktadır. Bu noktada GTİP tarife sınıflandırma sürecinin doğru yönetilmesi kritik önem taşımaktadır.

Dördüncü risk alanı ise belge sahteciliği veya yetkisiz kurumlar tarafından düzenlenen test raporlarıdır. Bu tür durumlarda diğer tüm şartlar sağlansa dahi başvuru doğrudan reddedilmektedir.

Uyum ve Denetim Etkisi

TAREKS referans numarasının alınması, ürünün tamamen güvenli veya mevzuata uygun olduğu anlamına gelmemektedir. İthalatçı, ürünün kimyasal ve teknik uygunluğundan ithalat sonrasında da sorumlu olmaya devam etmektedir.

Sonradan yapılacak denetimlerde, ürünün mevzuata uygun olmadığı veya yanlış beyan edildiği tespit edilirse ciddi yaptırımlar söz konusu olabilmektedir. Bu yaptırımlar, ürünün piyasadan çekilmesi, imhası veya geri gönderilmesi gibi sonuçlar doğurabilmektedir.

Ayrıca, tekrarlanan ihlaller firmaların risk profilini kalıcı olarak olumsuz etkileyebilmekte ve sistematik fiziki muayene uygulamalarına yönlendirilmelerine neden olabilmektedir.

Bu çerçevede firmaların yalnızca ithalat aşamasına değil, ithalat sonrası denetim süreçlerine de hazırlıklı olması gerekmektedir. Bu yaklaşımın temelini oluşturan sonradan kontrol danışmanlığı süreci bu noktada kritik önem taşımaktadır.

Stratejik Aksiyonlar

Firmaların bu Tebliğ kapsamında süreçlerini yeniden yapılandırması gerekmektedir. Ürünlerin Ek-1 kapsamında olup olmadığı sevkiyat öncesinde net şekilde belirlenmeli ve buna uygun kimyasal test planı oluşturulmalıdır.

Laboratuvar test stratejisi, yalnızca minimum gereklilikleri karşılamak üzere değil, riskli kimyasal parametreleri kapsayacak şekilde geniş tutulmalıdır. Üretici ile teknik veri paylaşımı ve test raporu temini sevkiyat öncesinde tamamlanmalıdır.

TAREKS başvuru süreci, belge yükleme takvimi ve gümrük sahası fotoğraf süreçleri operasyonel olarak güvence altına alınmalıdır.

Bu süreçlerin bütünsel şekilde yönetilmesi açısından dış ticaret danışmanlığı yaklaşımı firmalar açısından önemli bir destek mekanizması oluşturmaktadır.

Profesyonel Değerlendirme

2026/18 sayılı Tebliğ, tekstil ve deri ürünleri ithalatında kimyasal uygunluk ve teknik belge yönetimini merkeze alan bir denetim modeli oluşturmuştur. Bu modelde başarı, yalnızca ürünün teknik olarak uygun olması ile değil, bu uygunluğun doğru ve eksiksiz belgelerle ispatlanabilmesine bağlıdır.

Uygulamada karşılaşılan sorunların büyük bölümü, ürünün uygunsuz olmasından değil, test stratejisinin yetersiz kurgulanmasından ve belge yönetimindeki hatalardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle ithalat süreçlerinin yalnızca operasyonel değil, teknik ve mevzuatsal boyutlarıyla birlikte ele alınması gerekmektedir.

Sonuç

Tekstil ve deri ürünlerinin ithalat denetimi sistemi, 2026/18 sayılı Tebliğ ile birlikte daha sıkı, daha teknik ve daha risk odaklı bir yapıya kavuşmuştur.

Firmaların bu yapıya uyum sağlaması, kimyasal uygunluk süreçlerini doğru yönetmesi ve teknik dosyalarını eksiksiz hazırlaması gerekmektedir. Aksi durumda ithalat işlemlerinde gecikme, ret ve yaptırım riskleri kaçınılmaz olacaktır.

Resmî Gazete Referansı

31 Aralık 2025 tarihli (4. mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanan “Tekstil ve Deri Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/18)”.

İlgili mevzuat dokümanına bakınız.

İlgili Mevzuat Güncellemeleri

Bu mevzuat güncellemeleri, Türkiye’de gümrük ve dış ticaret uyumunda süregelen gelişmeleri yansıtmaktadır.