
Özet Dış ticaret operasyonlarında idare ile ithalatçıları en sık karşı karşıya getiren konuların başında Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu, kısa adıyla KKDF gelmektedir. Birçok ithalatçı, eşya bedelini yurt dışına “peşin” ödediği sürece KKDF riskinin tamamen ortadan kalktığını düşünmektedir. Oysa KKDF açısından yalnızca paranın gönderilmiş olması yeterli değildir. Ödemenin doğru zamanda, doğru kişiye, doğru tutarda, ilgili ithalat işlemiyle bağlantısı kurulabilecek şekilde ve bankacılık sistemi ile Transfer Bildirim Formu üzerinden tevsik edilerek gerçekleştirilmesi gerekir. Kabul kredili, vadeli akreditifli ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalatlar kural olarak %6 oranında KKDF kesintisine tabidir. Buna karşılık peşin, peşin nitelikteki akreditifli ve vesaik mukabili işlemlerde gerekli ödeme ve tevsik şartlarının yerine getirilmesi hâlinde KKDF doğmaz. Ancak uygulamada ödemenin tescilden sonra yapılması, ödemenin yalnızca banka talimatı aşamasında kalması, Transfer Bildirim Formunun ithalatla eşleştirilememesi, ihracatçı yerine üçüncü bir kişi veya şirkete ödeme yapılması, ithalat bedelinin ithalatçı dışındaki bir kişi tarafından ödenmesi, peşin gönderilen bedelin bankadan geri dönmesi, credit note veya cari hesap mahsuplarının kullanılması, grup şirketleri arasında netleştirme yapılması, banka masrafları nedeniyle ticari borcun bir kısmının açık kalması, antrepo veya serbest bölge devirlerinde ödeme zincirinin tamamlanmaması ve sonradan kesinleşen kıymet unsurlarının süresinde ödenmemesi gibi nedenlerle, ticari açıdan peşin görünen bir ithalat dahi KKDF ve buna bağlı gümrük cezalarıyla karşılaşabilir.










